Hepimizin yapmak istediği şeyler vardır mutlaka. Bu şeylerden en değerli olanları ise sanırım severek yaptığımız ve yaparken mutlu olduğumuz “şeyler”dir. İnsanın bu kısacık hayatta yaşayabileceği en lezziz dakikalar hobisi ile uğraştığı dakikalardır. Hele bir de hobilerimizi işe çevirip para kazanabiliyorsak bizden mutlusu olamaz, değil mi?
Kendimi bildim bileli kitaplarla iç içe yaşamış ve kitapların kokusuna aşık biriyimdir. En büyük hayalim ise günün birinde yazar olmak, bahçeli evimde huzurlu ve mutlu yaşamaktı. Zaman geçtikçe yazarlık sevdamdan uzaklaştım, anladım ki her yiğidin harcı değilmiş kelimeleri boncuk gibi dizip, anlamlı bir bütünlük oluşturmak. Tabii boğa burcu temsilcisisiyiz ya, kendime beni mutlu edecek başka hobiler buluverdim.
Damak tadım güçlü, güzel şeylere düşkünüm ve keyif insanıyım ben. Güzelliği, estetiği, lezzeti seviyorum işte. (tamam özellikle estetik konusunda kendim güzel şeyler yapamasam da, estetik olan şeylerden anlarım ). Yeni yerler keşf ederken yeni tadlar denemek ve yeni insanlarla tanışmak ise apayrı bir güzellik. Hobim bu merasim oldu ve her ne kadar yorulsam da, sonuna kadar değdiğine inanıyorumm.
Cuma akşamı da aynı keyifi fazlasıyla yaşadım. Çok keyif almama rağmen ilk defa bir insanı inanılmaz kıskandım. Konuşurken bir ara aklımın bir köşesinde bir film perdesi belirdi ve sahne şöyleydi: ” içimdeki Cadı canlanıyor, karşımda gözlerinin içi gülerek mesleğini ve Mimolett’i anlatan Murat Bozok’un boğazına yapışıyor, boğuyor,boğuyor ve sonra ruhu onun içine giriyor yemek ve insanla dolu bu harika hayatı ele geçiriyor.”
Demek istediğimi anladınız mı? Kelimelerim onu kıskandı çünkü benim hobim onun işi; hem de Michelin Yıldızını yakasına takabilecek bir mekan yaratmayı başardı. Ben yemek yapamıyorken Murat Bozok duyabileceğimiz en ünlü mekanların baş aşçılık görevini üstlendi. Üstelik şu anda İstanbul’un kalbinde, hem de Boğaz’ın o güzelim yüzünü gören bir mekanda insanlarla hayatın tadını çıkartıyor. Sorarım size ben kıskanmayayım de kim kıskansın.
Mimolett, Sıraselviler Caddesinde yer alan Kayra Akademi binasının giriş ve iki alt katında kendini konumlandırdı. İş çıkışı, argın yorgun gidip bir de mekanı bulamayınca çareyi GPS’ten bularak gitmekle buldum. Buldum bulmasına da mekanın yeri o kadar kolay ki, başımın arkasında sıcaktan ağrılar girdiği dakikalarda nasıl bulamadığımı düşünüp hayıflandım. Kapıda beni çok şık ve güler yüzlü bir kadın karşıladı. Bar kısmına geçip garsonun anında verdiği sodayla kendimi serinletirken, mekan çekimini bana bir gün içerisinde ayarlayan Elvan hanım çıkageldi. Hatunum ya ,burada da hatunluğumu yapıp Elvan Hanımın kıyafetini ve kemerini çok beğendiğimi belirtmek isterim. Soramadım ama buradan soruyorum işte: “Elvan hanım, Elvan hanım o kemeri nereden aldınz?”
….
Elvan hanım’ın kemerini süzdüğüm dakikalarda, kendisiyle soluğu bahçede aldık. Mekanı anlattı, Murat Bey’i anlattı, kendisiyle ilgili konuştuk, Mimolett’in özellikle sosyal medya’daki duruşunu anlattı. Belirtmeden geçemeyeceğim, Mimolett’in sosyal medya sitelerinde oldukça aktif sayfaları bulunuyor.
5 Aralık 2009 tarihinde müşterilerine merhaba diyen bu mekanın bana göre en güzel özelliği, şefin , yani Murat Bozok’un yemekten sonra masalarını ziyaret ederek yemeklerle ilgili geri dönüşleri almasıdır. Evet bir işletmede işletmeci, garson, servis hızı, hizmet kalitesi ve güleryüz çok önemlidir ama ben bana yemekleri hazırlayan veya hazırlatan, o mekana can veren ve midemle birlikte kalbimi de doyuran, mutlu olmamı sağlayan insanla tanışmak isterim. İşte ilk defa İstanbul’da böyle bir mekana rastladım. Diyorum ya çok da şaşırmamak lazım çünkü bahsettiğimiz adam, Hyatt Park Boston, Ritz Carlton New York, Sketch, Royal Hospital Road, L’atalier de Robuchon’da ve son olarak Petrus’un (dikkat dikkat hepsi de dünya’ca ünlü baba mekanlardır) mutfaklarında boy göstermiştir.
Hazır böyle mekanlarda çalışmış, kendi mekanına bu yıldızı kazandırmayı hedeflemiş birini ele geçirdim, şu Michelin Yıldızı sorunsalını ele almak istedim. Şİmdi bilmeyenler beni dikkatle okurken, bilenler bu satırları atlayabilirler. Michelin Yıldızı, restaurant ve otellerde hizmet kalitesini belli eden, belli kuralların yerine getirilmesini şart koyan uluslarası bir sistemdir. Bu denetimi yapan hakemleri de var ve bu hakemler yılda bir kaç kere mekana gidip denetleme yapıyorlar. Türkiyede Michelin Yıldızına sahip işletme olmadığı gibi, rehber de yok. Ama önümüzdeki yıllarda belki bize en yakın olan Doğru Avrupa Rehberi ülkemize el atacak ve bizim işletmeler de bu yıldızı almak için başvuru yapabilecekler. Hoş şu anda buna başvuru yapabilecek kriterleri sağlayan bir Mimolett var ama bu sayede belki adaylar da artar.
Mimolettin menülerine gelince: benim dikkatimi çeken iki ayrı menü var. Birincizi “Yazlık tadımlık menü” diğeri de “Şef’in menüsü”. Burada bence hoş olan, menülerin 6 haftada bir yenilenmeleridir. Fiyatlar aslında pahalı gibi görünse de sunduklarının karşılığını fazlasıyla veriyor. İyi ve güzel yemek konusunda düşkünlüğünüz var ise, ve bayansanız, bir çift ayakkabıdan vaz geçip Mimolette gidip menülerden birini denemenizi tavsiye ederim. Tabii, bu bahsettiğim bir çift ayakkabı, indirimdeki bir ayakkabı değildir:)
Ben şahsen gitmeyi düşünüyorum. Cuma akşamı oraya site için gittiğimden dolayı tadını çıkartmadım. Ama terasta, en dipte yer alan ve Boğaz’ı gören masayı gözüme kestirdim, oraya gidip, beyaz şarabımı alıp yemeklerin önümden geçiş yapmasını zevkle izleyeceğim.(sadece geçmeyecekler, mideme doğru yol alacaklar da siz çaktırmayın.) Beyaz şarap demişken, mekanın şarap bütiğinde 400′ü aşkın şarap bulunuyormuş. Düşünsenize, sokağa çıkma yasağı konulsa ve ben tam o dakikalarda orada bulunsam, 400 gün boyunca her gün gönlümce şarap içebilirim.
Daha fazla detayı yazımda vermek isterdim ancak kıskançlık damarım beynimi zorladığından, o kısım için sizi Mekanlar rehberi’ne doğru yolcu etmeye karar verdim.
Murat Bozok’u kıskanmakla ne kadar haklı olduğumu gördünüz işte. Bu yazımdan sonra kendisi beni mekanına bir daha alır mı bilemiyorum ama, hobisini bu kadar güzel bir işe çevirdiği için gerçekten çok şanslı ve eminim ki o da bunun farkındadır.
Kendisiyle mutfağına indik ve
-Pancar Salatası, Karamelize Badem Şekeri, Keçi Peyniri ve Mevsim
Yeşillikleri ile
- Foie Gras Sote, Ayva Reçeli ve Brioche ile
hazırladık. Tariflerini de hemen paylaşacağım.
Ancak öncesinde, size mutfağa giden yolda yer alan minik ve açık mutfağı da anlatmak istiyorum. Orada ekmekler ve dondurmalar hazırlanıyormuş. Normalde yüzsüz bir insan olabiliyor ve canım istediği şeyi isteyebiliyorum. Ama Cuma günü dişim o kadar ağrıyordu ki “dondurma da istiyorum” diyemedim. Düşünsenize hazır olmayan, taze taze yapılan bir dondurma yeme fırsatını teptim:(
Neyse, ben yeniden acıkmaya başlamadan tariflerimle sizleri baş başa bırakıyorum.
Hepimizin gözlerindeki ışık hiç bir zaman sönmesin
PANCAR SALATASI
Malzemeler
- 4 adet büyük boy pancar
- 100 gr keçi peyniri
- 100 gr krema
- 4 adet bıldırcın yumurtası
- Kekik
- Mevsim yeşillikleri
- Balsamik sirke
- Zeytinyağ
Yapılışı
Pancarları teker teker alüminyum folyoya sarın. Bunun içerisine tuz, karabiber, kekik ve balsamik sirkesi dökün. Bu folyoları, içerisi bir parmak su dolu bir tepsi içerisinde 180 derecedeki fırına verin. Yaklaşık 90 dakika sonra hazır olacaktır. Kabuklarını elinizle soyun. İnce bir şekilde dilimleyip yuvarlak bir kesici ile kesin.
Keçi peyniri ve kremayı karıştırın. İçerisine biraz kekik koyun ve minik toplar yapın. Bıldırcın yumurtalarını teflon tavada pişirin.
Salata sosu için; 50 ml balsamik sirke ile 200 ml zeytinyağını karıştırın. İçerisine çok az hardal ve bal koyun ve tuz ile karabiber ekleyin.
Servis için kare veya oval bir tabağa pancar dilimlerinin arasına top şeklindeki peynirleri koyun. Bıldırcın yumurtanızı tabağa ekleyin. Minik mevsim yeşilliklerini (nane, tarhun, kabak çiçeği vs) ile dekore edin. Balsamik sosunu da döküp afiyetle yiyebilirsiniz.
FOİE GRAS SAUTE (KAZ CİĞERİ)
Malzemeler
- 1 adet kaz ciğeri
(250 gr kadar)
- Ayva reçeli
- Porto Şarabı
Yapılışı
Kaz ciğerini 1cm kalınlığında dilimleyin. İyi bir şekilde tuzlayıp karabiberleyin. Çok kızgın bir tavada hiç bir yağ kullanmaksızın pişirin. Ayva reçelinin meyvelerini küçük küçük dilimleyin.
Porto şarabını bir yemek kaşığı şeker ile kıvamı koyulaşana kadar çektirin. Servis için sıcak kaz ciğerinin yanına ayva reçelini ve sosunuzu koyun.
NOT: Söylemeyecektim, kendime saklayacaktım ama haydi söyleyeyim. Mimolett yemek kursları da düzenliyor.
Johnson & Wales Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra ilk ciddi iştecrübelerini Hyatt Park Boston, Ritz Carlton New York ve Ritz CarltonBoston’da edinen Bozok, çok geçmeden Michelin kavramıyla tanıştı ve PierreGagnaire’in Sketch isimli 1 Michelin yıldızlı restoranında çalışmak üzereLondra’ya gitti. Sonrasında Gordon Ramsay Holding’e bağlı 3 Michelinyıldızlı Royal Hospital Road ve 1 Michelin yıldızlı Angela Hartnett atConnought’ta toplam 2.5 yıl çalışan Bozok, Gordon Ramsay Grup’tan ayrılarakParis’teki 2 Michelin yıldızlı L’atalier de Robuchon’da çalışmaya başladı.Bir süre Paris’teki 2 Michelin yıldızlı L’atalier de Robuchon’da çalışıp,restoranın Londrada kurulmasına katkıda bulundu. Sonrasında tekrar Gordon Ramsay Holding’e dönüp 2 Michelin yıldızlıPetrus’ta sous-chef olarak çalıştı.Türkiye’ye yaklaşik bir yıl geri dönen Murat Bozok, 5 Aralık’ta açtığıMimolett’i Türkiye’nin ilk Michelin yıldızlı restoranı yapmayı hedefliyor.
This comment was originally posted on FriendFeed
Süpersin Cadı’m, keşke gelebilseydim yaptıklarını yemek için:((
This comment was originally posted on FriendFeed
Kuyruksuzum bugünü kaçırmaman lazımdı diyorum başka bir şey demiyorum.. Ama seninle oraya akşam yemeğine mutlaka gitmeliyiz ya aklım kaldı
This comment was originally posted on FriendFeed
Benim listemde vardı zaten 1 kuşla 2 taş olacaktı ancak arkadaşım rahatsız ve refakat ediyorum ona şu an, senin 2 sokak ötende
This comment was originally posted on FriendFeed
ahah İrem evet çok cool, pek cool:) ramiz neyi? aa irem geçmiş olsun ya yarın çalışmasaydım damlardım tepenize:)
This comment was originally posted on FriendFeed
ah nları afiyetle ben yedim yaptıktan sonra (ama ben kendi yaptıklarımı değil Murat’ın yaptıklarını yedim )
This comment was originally posted on FriendFeed
tüh ya bır sonrakı sefere kısmetse:)
This comment was originally posted on FriendFeed
tamam işte bir sonraki mekana sen de gel
This comment was originally posted on FriendFeed
Gabi sana önlük yakışıyor, mutfağa da çok yakışıyorsun
This comment was originally posted on FriendFeed
Kuyruksuzum sana da uçmak yakışıyor yavrum benim
hafta sonları bir yerlerde dolanman lazım seni uyan bakem
This comment was originally posted on FriendFeed
tolga gel yeditepeye tanıtım günlerine doyuralım karnını:P
This comment was originally posted on FriendFeed
haha aklımı çelme evi temizlemem lazım
))
This comment was originally posted on FriendFeed
ya temizlersin ne olacak
benden söylemesi
This comment was originally posted on FriendFeed
Geçen hafta bir yazı okumuştum Murat Bozok ile ilgili, şimdi de burada gördüm sevindim. afiyet olsun keyifli dakikalar geçmiş anladığım kadarıyla.
This comment was originally posted on FriendFeed
@Özer evet oldukça keyifli ve güzek bir deneyim oldu, kendisiyle tanışmak ve onunla mutfakta olmak ayrı bir keyifti. İşine olan aşkı gözlerinden okunuyor inanılmaz etkilendim bu meslek sevgisinden.
This comment was originally posted on FriendFeed
Uyandımmmmmm biraz işim var sonra serbestim:) keep in touch babe!
This comment was originally posted on FriendFeed
Kelimelerimi Kıskandıran Adam : http://www.mutfaktakicadi.com/?p=1960 [pic] http://ff.im/nXgv4
This comment was originally posted on Twitter
vallahi yazarken kelime bulamadım kıskançlığımdan (iyi kıskançlık ama) böyle bir başlık çıktı:)
This comment was originally posted on FriendFeed
Additional comments powered by BackType

Murat Bozok Kimdir?
This comment was originally posted on FriendFeed